Sitemap
Türkiye Yayını

Herkesin Anlatacak Bir Hikâyesi Vardır. Hikâyelerimizde Buluşalım. | mediumturkiye.com |

Film Özeti ve İncelemesi

About Time Film İncelemesi

4 min readAug 25, 2025

--

Zaman kavramı, destanlardan halk hikâyelerine, tarihi olaylardan günümüzdeki kitap ve filmlere kadar birçok alanda işlenmiştir. Düşündükçe hem hayatımızı hem de kim olduğumuzu şekillendiren bir unsur olduğunu fark ederiz. Çünkü belleğimiz — sevdiğimiz şeylerden hedeflerimize, nerede yaşadığımızdan bizi biz yapan ayrıntılara kadar her şey — zaman içinde birikmiş anılardan oluşur. Eğer bu evreleri yaşamamış olsaydık, hatırlayacak bir geçmişimiz de olmayacaktı.

Tam da bu yüzden, zamanı farklı kılan anları düşünmekten kendimizi alamayız: “Acaba şunu şöyle yapsaydım, hayatım nasıl değişirdi? veya keşke onu söylemeseydim.” İşte About Time filmi, bu soruyu gündelik hayatın içinden, sade ama derin bir hikâyeyle ele alıyor.

Press enter or click to view image in full size

SPOİLER İÇERİR.

Öncelikle belirtmek isterim ki About Time kesinlikle basit bir romantik/komedi film kategorisine hapsedilecek kadar sıradan bir film değil. Bir felsefesi var.

Hikayemiz, Tim’ in 21 yaşına girdiği yıl başlıyor. Babası, ailesinde yalnızca erkeklerin yapabildiği bir sırrı Tim’ e anlatıyor. Öğrendiği bu sır, ailedeki erkeklerin zamanda yolculuk yapabilmesi. İlk duyduğunda yüzünde alaycı bir gülümse beliriyor, tıpkı bu satırları okurken sizde olduğu gibi :). Başta alaycı olsa da gerçekleri deneyimlediğinde, kendi deyimi ile hayatı hiçbir zaman aynı olmuyor.

Zamanda yolculuk edebilme gücü sınırlılıklara sahip ve yalnızca kendi hayatıyla ilgili konularda kullanabiliyor. Detayları filmi izlediğinizde görmeniz için daha fazla ayrıntıya girmiyorum. İlk olarak yılbaşında yaşadığı hayal kırıklığını telafi etmekle kullanıyor ve bu onu daha iyi hissettiriyor.

Hayatını gerçekten istediğin gibi yapacak şeyler için kullanmalısın.

Bir gün Charlotte çıkagelir. Yaz boyu beraber vakit geçiriyorlar. Bu aralıkta Tim, Charlotte’ a aşık oluyor. Tim, son gece hislerini anlatmak için yanına gittiğinde yaz boyu zamanı varken bunları söylemediği için geç kaldığını ve zamanlarının olmadığını söyler Charlotte. Tabi genç delikanlımızın pes etmeye niyeti yok. Ne de olsa hayatının aşkını bulduğunu düşünüyor. Hemen zamanda geriye gidiyor ve tekrar Charlotte ile konuşmak için odasına geliyor. Daha önce açılmış olmanın özgüveni ile hislerini daha açık ve akıcı dile getiriyor.

Get Mehmet Emirhan Öz’s stories in your inbox

Join Medium for free to get updates from this writer.

Ancak beklemediği bir tepkiyle karşılaşıyor. Charlotte, yaz boyu beklemeyi ve son gece bu soruyu tekrar sormasını istiyor. Bu cevap karşısında oldukça şaşıran Tim elbette demekten başka söz bulamıyor.

Sonunda yaz bitiyor ve Tim yine yalnız kalıyor. Buna rağmen hayatının dersini almış oluyor. Kendi deyimi ile :

“Birinci büyük ders: Dünyadaki hiçbir zaman yolculuğu birinin sizi sevmesini sağlayamaz.”

Bu oldukça önemli bir farkındalıktı. Filmi izlerken Tim’ e dair en beğendiğim şey bu oldu. Sanırım bunu söyleyebilen kişi duygularından ve düşüncelerinden haberdar olmanın yanı sıra onları anlama becerisi de geliştirmiştir. Böyle söylüyorum çünkü bunları düşünmek ile söylemek arasında kendimce fark olduğunu düşünüyorum. Bazen insan hayattaki bu tip gerçeklere kulaklarını tıkayıp yokmuş gibi davranarak geçip gitmesini bekler. Oysa ki duygular ve düşünceler siz orada yoklarmış gibi yaparken de hala orada olmaya devam ederler. Bu beceriyi geliştirmiş olmasına da şaşırmamak gerek çünkü Tim güçlü aile ilişkilerine sahip olan bir genç yetişkin. Hayatının o döneminde henüz arzuladığı ilişkiye sahip olamasa da güvenli aile ilişkileri onun bu olumsuz hislerini hayatına genellemesine sebep olmuyor. Bu sayede duygularını ve düşüncelerini anladığını ve değersizlik gibi duygu-düşüncelere kapılmadığını düşünüyorum.

Babasının kanser olduğu haberini aldıktan sonra ikinci bir dönüm noktası yaşayan Tim defalarca geçmişe giderek babası ile tekrar tekrar her zaman yaptıkları etkinlikleri yapmak için geçmişe gider durur. Ancak farkındadır ki bu sonsuza kadar böyle devam etmeyecektir.

Tim’ in hayatında başka değişimler de olmuştur. Sonunda hayatının aşkını bulmuştur (Charlotte değil :D ) ve mutlu bir evliliği vardır. Avukat olarak çalışmaktadır. Ama hayattan zevk almakta zorlandığını da açıkça bize göstermekte olduğu da aşikardır. Bu keyifsizlik ve kaygıların eşlik ettiği hayatından zevk almak için aynı günü defalarca baştan yaşadığı günleri izliyoruz. Çünkü Tim, sıradanlığın içinde kaybolduğunu hisseder; küçük anların değerini fark edebilmek ve hayatına anlam katabilmek için zamanı tekrar tekrar denemek zorunda kalır. Aslında bu tekrar, onun bir kaçışı değil, yaşamdan tat almayı öğrenme çabasıdır.

Şimdi araya girip şunları söylemekte fayda var diye düşünüyorum. Herkese “hayatı olduğu gibi yaşa, tadını çıkar” tavsiyesi vermek kolaydır. Ama iş uygulamaya gelince hepimiz “E tamam da, söylemesi kadar basit değil ki” diye düşünürüz. İşte About Time, bu noktada bize küçük ama önemli bir şey hatırlatıyor: Zaman yolculuğu gibi olağanüstü bir gücün bile son kertede bizi götürdüğü yer, basit olanın kıymetidir. Filmin sonunda Tim, artık zamanda yolculuk yapmaz. Her günü son günüymüş gibi yaşar; en kötü anlarıyla da, en küçük güzellikleriyle de hayatın tadını çıkarır. Elindekilerin değerini bilerek, sadece o ânı yaşar.

Belki de asıl soru şudur:

Bizler kaçımız elimizde olanların değerini gerçekten biliyoruz? Mutlu olmak için, sahip olduklarımızı fark etmeyi ne kadar başarabiliyoruz? Veya Mutlu olmak için birine/ bir şeye sahip olmamız gerektiğini neden düşünüyoruz? Aslında söylemek istediğim, mutluluğu neden herhangi bir şeye indirgiyoruz? Bu üzerine düşünmeye değer bir konu.

Sözlerime son verirken gönül rahatlığıyla Bulutsuzluk Özlemi’ nden Sözlerimi Geri Alamam adlı başyapıtı dinlemekle sizi baş başa bırakabilirim.

Ayrıca, yazı hakkındaki görüşlerinizi bana bildirmenizden memnuniyet duyarım.

--

--